DEVA Partili Sinanoğlu: Diyarbakır’da UNESCO mirası ‘Hevsel Bahçesi hak ettiği değeri görmüyor!

DEVA Partili Devran Sinanoğlu'dan Yetkililere Eleştiri Mezopotamya’nın En Eski Tahıl Ambarı Hevsel Bahçeleri Gerekli İlgiyi Görmüyor .

2593 kez okundu.
DEVA Partili Sinanoğlu: Diyarbakır’da UNESCO mirası ‘Hevsel Bahçesi hak ettiği değeri görmüyor! Advert

Deva Partisi Diyarbakır İl Yönetim Kurulu Üyesi, yazar ve şair Devran Sinanoğlu Diyarbakır’ın doğal kültürel miraslarının sahipsiz bırakıldığını, çöplük yumağının gittikçe yayıldığı UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Hevsel Bahçelerine yetkililerin hak ettiği değeri göstermediğini dile getirdi. Konuyu ilgili konuşan Sinanoğlu "Hevsel Bahçeleri cennetin yer yüzündeki silüetidir. Ne yazık ki cennetin bu efsun parçasında çöplük  yumağı gün geçtikçe binlerce yıllık geçmişi olan bu alanda yayılıyor ve doğal kültür mirasımız hak ettiği değeri görmüyor.

Yetkililer ivedilikle buraları çöpten temizlemeli, hak ettiği ilgiyi göstermeli ve doğal yapısının bozulmasına müsade etmemeliler. Tarımın anavatanı Mezopotamya’nın en eski tahıl ambarı olduğu bilinen bu cennet bahçesi, 8000 yıllık geçmişe sahip olması münasebetiyle bahçe olarak kalmalı tarıma (Mısır, Buğday) açılmamalı. Doğal dokusu korunmalıdır.

Diyarbakır'da yeterli yeşil alan bulunmadığı gibi planlı ve düzenlenmiş büyük alan kullanımlı yeşil alanlar, ağaçlandırılmış alanlar, mesire yerleri, orman alanları bulunmamaktadır. Bu nedenle Hevsel Bahçeleri Diyarbakır'ın göz bebeği'dir. Diyarbakır'ın ciğeridir. Diyarbakır halkı ciğeri çok seviyor. Gerek siyasiler gerekse bürokratlar bunu çok çok iyi bilmeli ve unutmamalılar.

Sur İlçesi sınırları içerisinde yer alan tarihi bir geçmişe sahip Hevsel Bahçeleri, Kırklar dağı ile birlikte riskli alanlar kategorisindedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı buraları Sit, Milli Park veya Doğal Park ilan etmelidir. Gerekli düzenlemeleri geciktirmeden yapmak vicdanlarının kolyesidir. 

Hevsel Bahçeleri'nin ekolojik dengesini korumak için ağaç kesimleri durdurulmalı, avlanmak niyetiyle oraya gidenleri engellemelidirler. Hevsel bahçeleri, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük kuş cennetidir. Dünyada nesli tükenmekte olan birçok kuş türü bu cenneti mesken edinmiştir. Göçmen kuşlar tarafından bir istasyon, dinlenme, barınma yeridir. Bunu değerlendirmek için beli zaman periyotlarında fotoğraf severler için alt yapı hazırlanabilir. Mesele kuş gözlem evleri kurulabilir.

Surların giydiği fistanı andıran bu eşsiz bahçe, Dünyada Babilin Asma Bahçelerinden sonra ki en ihtişamlı bahçedir. Geçmişten günümüze ulaşan bu özellikteki tek bahçe Hevsel Bahçeleri'dir. Cennetin efsun bir parçası olan bu doğa harikası alan çöplerden temizlenmelidir. Koruma altına alınmalıdır. Bu geç kalınmış bir durumdur.

Bahçenin belli noktalarına gözetleme kuleleri yapılıp, korumak için  bekçi (orman bekçileri) tayin edilmelidir.

Hevsel Bahçeleri'nin kardeşi olan Kırklar Dağını da unutmamak gerekir. Onu mahkuz kaderine terk etmemek gerekir. İvedilikle ağaçlandırma çalışmaları bitmeli ve çevresi korumaya alınmalıdır. Yokluk, yoksulluğun kardeşidir. Tıpkı Hevsel Bahçeleri ile Kırklar Dağının içinde bulunduğu idare yoksulluğu gibi.

Diyarbakır sahipsiz bir şehirdir. Herkes kendine doğru çekiyor. Nasıl burda siyasi, maddi, ideolojik bir kazanç sağlarım hesabında, kimsenin şehri düşündüğü yok, halkın daha refah bir alanda yaşamasını kimse önemsemiyor. Yetki kime geçerse kendi türküsünü söylüyor. Kimsenin Diyarbakır dengbejini, halkın stranını dinlediği yok. Oysa tek bir doğru vardır o da ülkenin, memleketin ve insanımızın faydasına olan şeylerdir. Herkesin saydığım değerler üzerine mutabık kalmasına rağmen bu şehir hala acı dolu kılamları söylüyorsa burda bir samimiyetsizlik var demektir.

Elinizde Mezopotamya'yı besleyen muazzam bir kaynak var ve siz bu kaynağı değerlendirmiyorsunuz. Dicle nehri Surların altında, Havsel Bahçelerinin içinden geçerken, gerdanlığı andırıyor. İnciden, yakuttan elmastan daha değerli olan bu gerdanlık sarafına denk gelmemiş, işin ehline denk geleceği zaman seyrine doyum olmayacak bir şah eser meydana gelir.

Dicle belli zamanlarda çamur akıyor. Gerek kum ocaklarının çalışmaları olsun ve gerekse vahşi sulama sistemi olsun Dicle'nin ev sahiplerine zarar veriyor. Oysa bizler misafiriz ve o canlıları öldürmekle kalmıyor, nesillerini de tüketiyoruz. Yetkililer bu sorunu çözmekle mükellefler.

Bazı zihniyeti kirli, insan onuru ve haysiyetinden uzak bir takım siyasetçi şehir için yapılan çalışmaları istemiyor olabilir, şehrin belli bir ideolojisi var bunu hazmedemeyen kişilerden kaynaklanıyor olabilir, Diyarbakır'ın güzelliklerle anılması belirli cunuh gurupların işine gelmiyor. Çünkü onlar şiddetten, kinden, kutuplaşmadan besleniyor, iktidarlarını bunlar üstünde devam ediyorlar. Varlıklarını bunlara borçlular.

İthal bürokratlar hep Diyarbakır'ı idare ettiler. Birşeyler yapmak isteyen Diyarbakır'lı bürokratlar ya azınlıkta kaldılar ya da durduruldular. Bir kısmı ise şehre ihanet ettiler. Biz, biz dediler olmadık işlerle uğraştılar. Oysa sorumlu oldukları ve halkın emanet ettikleri bir şey vardı, onlar bu emanetin değerini bilmediler. Halkın faydasına olan işler yerine, milletin zararına olan işlerle uğraştılar.

Diyarbakır'da daha önce ve halihazırda vekillik yapmış, yapan kişilere sorsanız benden iyisi yok der. Diyarbakır için ben çalıştım, ben yaptım derler. Eğer ki bir insan, bir cümleye benle başlıyorsa o insan yalan söylüyor demektir. Vekillik yapanların bu memlekette bir dikili ağaçları yoktur. Kendi memleketine sahip çıkmamışlar. Diyarbakır sahipsiz bir şehirdir. Hayalleri bile korku iklimine bağlı olan bir şehrin kimsesiz insanlarıdır, Diyarbakır halkı.

Seçimden seçime insanları hatırlayanlardan da fazlasını beklememek gerekir. Çünkü sonuç hayal kırıklığı, sonuç hüsran. Hangi bürokrata, hangi vekile sorsanız mangalda kül bırakmaz, bu kadim şehri yere göğe sığdırmaz, bu aziz halkı herşeyin en iyisine layık görür. İcraata geldiğinde ise durum bunun tam tersi bir hal alıyor. "Kişinin işi aynasıdır, lafına bakılmaz" insanımız iyi niyetli olduğu için şark kurnazlığı yapanlar, bu iyi niyeti kullanıyorlar. Kimse kenti sahiplenmiyor. Sahiplenmiş gibi gözüküyor. Sahiplenmiş olsalardı şehir bu halde olmaz, bu kadar kimsesiz, boynu bükük kalmazdı.

Diyarbakır'da ne yazık ki zaruri ihtiyaçlarını karşılayamayan, yatağa aç giren insanlar var. Bu insanlığın utanç tablosudur.

Yirmi birinci yüzyılda gıdanın bol olduğu bir dünyada eğer hala insanlar yataklarına aç giriyorsa, insanlığın vicdanı kurumuş demektir. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sürmek her yurttaşımızın hakkıdır. Birileri daha çok kazansın, zevk u sefa sürsün diye bu hakkı gasp etmişler. Modern kölelik sistemi yoksul insanları prangalamış oysa yokluk kader değil. Adil bir yönetim, hakkı gözeten bir yönetim kadrosu olursa bu prangalar kırılır.

Sur'un bir yüzü siyah, diğer yüzü ise beyazdır. Siyah fakirliği, beyaz ise zenginliği simgeler.

Her ne kadar sözde Müslümanız desek de, özde  hiç birimiz gerçek anlamıyla Müslüman değiliz. "Komşusu açken, tok yatan bizden değildir." diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Ekmek alamayan insanlar var biliyoruz, görüyoruz. Gücü yeten, imkanı olan ise görmemezlikten geliyor, bilmemezlikten geliyor. Camiye gidip Allah'ın huzurunda daha çok mal, mülk istiyor sorduğun zaman da "elhamdülillah müslümanım" diyor, kendimizi kandırıyoruz.

Yoksullukla mücadele etmeyi sadece devletten beklemek doğru olmaz. İş insanları, ilgili odalar, STK'lar da elini taşın altına koysalar yokluk, yokluğa karışır. Herkes bana diyor, kimse rebbena demiyor. Demeyince de yara kanamaya devam ediyor."dedi.

DEVA Partili Devran Sinanoğlu: Diyarbakır’da UNESCO mirası ‘Hevsel Bahçesi hak ettiği değeri görmüyor!
Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakan Tunç: Türk yargısından kaçmak olmaz
Bakan Tunç: Türk yargısından kaçmak olmaz
Davutoğlu: Erzincan Başbağlar’da katledilen 33 masum canımızı rahmetle anıyorum
Davutoğlu: Erzincan Başbağlar’da katledilen 33 masum canımızı rahmetle anıyorum